24 Şubat 2014 Pazartesi

Yazdım Oldu..

     Oyuncu ünlü halk seviyor diye yaptığın tüm filmlerde sonuna kadar aynı kişiyle ilerlersen o film güzel olur mu ki? Evet olabilir haklısın tabi ki. Ama arada farklı bir şey yapman gerekiyor söylemek istediğim de bu.
     Yabancı sinemalarda oyuncular çok iyi olsa bile bazen öyle bir yerde karakter ölüyor ki şaşkınlıktan donuyorsun. Film nasıl ilerleyecek derken (şimdiye kadar Türk sinemasında böyle gördük çünkü-istisna varsa ben izlememişim üzgünüm) sonuna nasıl geldin belki farketmiyorsun bile. Eleştirmen değilim bunu okurken bu konuda bilgin var mı da konuşuyorsun diye düşünme. Sadece izleyiciyim gözlemim de bu. Ve de bu sadece filmler hakkında yazmak istediğim şeylerin bir kısmının özeti.      
     Bunları yazmamın suçlusu ise Django Unchained adlı Tarantino filmi. Aslında Leonardo Dicaprio için izlemiştim başta. Sonra baktım filmin ortasındayız hala adam ortaya çıkmadı (2:30 - 3 saat olan filmde Leonardo Dicaprio'yu bekledim fakat sonra zaman nasıl geçti anlamadım bile ki yarısından sonrası da öncesi de çok güzeldi.) nasıl olacak diye düşünürken bir baktım ki filmin sonundayım. Ne olduğunu içeriğini anlatmayacağım korkma zaman ayırıp izlersin artık :)
     Son olarak da şunları söylemek isterim. Biri filmin müzikleri biri de konusu hakkında. Seçilen müzikler ve yerleri tam olarak çok güzeldi ve filmi izlerken tam olarak havaya giriyorsun. Ağzında ince bir gülümseme ve sigarayla sanki filmi sen bitiriyorsun :) Konusuna gelince "insan"ın en adi tarafı zaten ilk yıllardan gelen bir şey. Konusu hakkında herkes bir durup düşünsün ne için ne yaptığını. Insan her şeye alışır "acı"ya da alıştığı gibi. Ya da diğer şeylere de alıştığı gibi..
     Yani söylemek istediğim genç arkadaşlar ben kendi adıma çok şey bekliyorum Türk film sektöründen. Şartlarınızın uygun hale gelmesi dileğiyle gecenin 04:13 ünden iyi gecelerr.    :)

1 Şubat 2014 Cumartesi

Zaman Eksikliği

  Durup düşünmeden bir şeyler söylemek, anlamaya çalışmamak, kesip atmak, insanları kırmak.. Hepsi çok saçma şeyler.
  Galaksilere, uzaya, evrene... bakarsak insan boyut olarak çok küçük bir varlık. Hatta varlığımızdan bahsetmek gerekli mi o bile meçhul. Bana göre duygusal bakımdan da hem çok aciz hem çok yüce bir varlık. Kendinizi hangi tarafa koyduğunuzu bir düşünün burada.
  Bizim dünyada bir yıl dediğimiz zamana Güneş açısından bakarsak onun galaksi etrafında dönmesi bizim dünyada bir yıl dediğimiz zaman dilimine göre 255 milyon yıla denk geliyormuş. Yani Güneş turunu bu zamanda tamamlıyormuş ki bizim bir yıl dediğimiz şey olsun. Ortalama insan ömrünü hesaplarsak Güneş açısından bizim dünyada geçirdiğimiz süre 10 saniyenin altındaymış. Yani Güneş'e göre biz dünyada 10 saniyeden az yaşıyoruz. Bu yüzden  insanın büyüklüğü baktığımız yere göre değişir ve bu yüzden çok tepeden bakmamak gerek diye düşünüyorum.


  Bir kitapta okumuştum. Sonra bu paragrafın aslında incelersek çoğu insanın bakış açısını yansıttığını fark ettiğim ve çok beğendiğim için bunu yazmak istedim. Diyor ki; Dünya'nın Güneş çevresinde 30 defa tur atması anlamında ''30 yaşındayım'' diyoruz. Yani ''Ben Dünya'ya geldiğimden beri Dünya Güneş'in çevresinde tam 30 tur attı'' demek istiyoruz. Ve buna göre zaman biçiyoruz kendimize.
   Kurmak istediğim mantık şu: Ben birine kaç yaşındasın yerine ''Sen doğduktan sonra Dünya Güneş'in çevresinde kaç tur attı?'' desem bana ya aptalmışım gibi bakar ya da güler, dalga geçer felan. Ama soruda bir yanlışlık yok. Yani benim öğrenmek istediğim şeyi bu iki soru da sorabilir. Ama karşımdaki insan sırf ''kaç yaşındasın''ı öğrendiği için soruyu öyle sormamı bekler. Bir de üstüne soruyu beklediği gibi sormadım diye bana aptal muamelesi yapar. Birincisi karşındaki kişi istediğini yapmadı diye aptal olmaz. İkincisi senin algı kapasiten sana öğretilenden ibaret olduğu için bu senin çok bilgili olduğun anlamına gelmez. Üçüncüsü karşındaki insanı küçümseme hakkını sana kim veriyor. Bu arada Murat Menteş romanlarını bu yüzden çok severim. ''Herkes''in cümleleri yok. Cümleler bana göre mükemmel kelime seçimi ve sıralamasıyla yan yana getirilmiş. 


Hayatta bir çok (aslında hiçbir konu hakkında emin olunamaz diye düşünüyorum fakat düşünürsek belki bazı kesin istisnalar bulunabilir diye bir çok diyorum) konu hakkında kesin konuşamayız. Sizin var ya da yok dediğiniz şeyler algıladığınız  ve hislerinizle desteklediğiniz şeylerden ibaret. Ama fark ederseniz aslında sizin algıladığınız gibi bunlarla sınırlı değildir. Bunlarda var ama bunlarla sınırlı değil. Bir sürü insan olay durum nesne şey... var. Görmediğinizin algılamadığınızın dışında da hayat var. Bu yüzden kesin konuşmak çok yersiz. ( 12 Angry Man filmi çok iyi bir örnek. )       

Biraz uzun oldu ama okuyan varsa Teşekkürler.

21 Ocak 2014 Salı

BOŞ İNSAN, YÜZEYSEL KAFA, GEREKSİZ KELİME SAHİBİ


Öncelikle bunu neden yazmak istediğimi belirteyim. Her zaman görmediğim arada sırada gördüğüm insanların hep aynı tarz muhabbetine denk gelmem yazının çıkış noktası. Herkesin kendine göre karşısındaki insana verdiği sınırlar vardır. Bu sınırlarının olmadığını söyleyen insan da bana göre duruma göre şerbet veren, çıkarcı, bir nevi sinsi insandır. Çünkü insan herkesi sevemez buna inanmam mümkün değil. Herkesle iyi olamaz bir insan.Varsa bile o insan Allah tarafından özel bir yetenekle bir amaçla ödüllendirilmiştir. 

Gelelim bana göre boş muhabbetlere. Erkek ya da kız fark etmeksizin sürekli karşı cins hakkında

konuşan insan dünyanın en gereksiz kelimelerini sarf eden insanlar arasında başı çeker. Hadi bunu
en yakın arkadaşlarınla en yakın bulduğun insanlarla yap onda sorun yok. Hadi bir kere tanımadığın insanlarla da yap o da belki bir nevi. 

Ama neden devamlı konuşursun? Başka kelime cümle bilmez misin?
Arkadaş hiç mi konuşacak bir şeyin yok bu kadar boşlukta mısın sen? İki cümlesinden üçü bu tarz konuşmalar olan insanlar nasıl bir eksikliğin var ki senin muhabbetinin özeti bu. Ne yaşadın yani sen. Aptal aptal konuşacak ne hissettin.

Bana gelelim. Ben yapmıyor değilim tabi ki. Ama konuştuğum insan sayısı çok sınırlıdır.Ben yapı gereği muhabbetini sevmediğim insanlarla aynı yerlerde bulunmam.Bazı mecburi durumlar oluyor o zaman zorla katlanıyorum tabi ki ama kısa süreli. Yan yana durmamamın sebebi o kişileri küçümsediğim için değil bu arada, saçma salak konuşmalarına katlanamadığım zaman kalbini kıracak şeyler söylememek için. Tekrar söylüyorum asla küçümsemiyorum uzak dururum olur biter. Benden uzak kendi kafa yapısındaki insanlara yakın olsunlar. Ama bunu yapan varsa şunu söyleyeyim. Herkes bu salak muhabbetleri sevmez arkadaşlar. Tanımadan bilmeden herkesin yanında her şeyi konuşmayın. 

Gereksiz kelime sahibi olduğunuz düşünülmesin. Tabi amacınız bu değilse. Saygısızlık olarak bağlamayın bunu. Saygısız insanlarda bu yazının başka bir tarafı yani başka bir yüzeysel insanın yapacağı davranış.Katlanırım uzak dururum derken saygısızlık yaptığım anlamında değil. Aynı yerde durmam konuşmak zorunda kalmayız gibi. Ama sınırlarımı zorlarsa da bilmiyorum ne olur.

Bir başka konu da şu; sürekli papağan gibi aynı şeyleri tekrarlayan insanlar. Bu insanlar sizi baskı altına sokar. Bu insanlar sizin hareket alanınızı sınırlandırır. Bu insanlar kendilerinin büyük bir yoksunluk içinde olduğunu söylemeye çalışır. Bu insanlar sürekli şunu beğendim bunu beğendim, bunu beğendim şunu beğendim kafasındadırlar.


Bir de çok konuşan insanlar var. Bu insanlar size çamaşırında kullandığı deterjanından annesinin babasının abisinin ablasının ne sevdiğine kadar anlatırlar. Siz olduğunuz için değil konuşmaya ihtiyacı olduğu için ve de siz bir dinleyici olduğunuz için. Aman Allah'ım bu insanların muhabbet genişlikleri öyle büyüktür ki bir saatin sonunda '' ben şimdi niye onun amcasının kızının erkek arkadaşının dayısının sevdiği şeyi biliyorum ya'' deyip durursunuz. Hayır ben bunu niye bileyim. Bana bunun ne gibi faydası var. Nerede kullanacağım ben bu bilgiyi.


Neyse özet olarak daha çok şey var ama belli başlı bunlar vardı yazmalıyım dedim. İnsanın kendi kafa yapısına uygun insan bulması çok zor. Bulanlar da bu dünyadaki en şanslı insanlardan bana göre. Benim de var şükürler olsun. Onlar sayesinde onların sevdiği şeylere de bakabiliyorum. Bu yazının çıkış kaynağı olan bu insanlarla dilerim hayat boyu bir araya gelmem. Zaten onların da beni seveceğini sanmıyorum. Onların bazı kavramları benimkilerden çok çok çok farklı. Anlaşamayacağımız için sevmemeleri de çok doğal.


İnsanın genelde kendi gibi insanları çektiğini düşünmüşümdür. Bazen aksi de olur. İçimizde bir yerde o farklı dediğimiz insandan bir şeyler vardır. Bana göre yani :)