22 Haziran 2015 Pazartesi

Kimim Ben, Sen Kimsin, O Kim, Kim Kim??

İyi geceler arkadaşlarım. Nasılsınız? İyisinizdir inşallah.

Okuyor musunuz harbi yazdıklarımı. Merak içindeyim. Hayır okuyorsunuzdur diye dili sade tutmaya çalışıyorum da bari boşa gitmesin yani. Blogumun linkini tüm kişisel hesaplarımdan kaldırdım. Beni tanıyan insanlar artık bulamayacak burayı. Kimse tanımasın istiyorum. Bunları yazanın ben olduğum bilinmesin istiyorum. Önceden yazdığım şeyleri paylaşırdım. Artık değdiğini düşünmüyorum.

Ben olduğum tek yer var burası ve tek başıma kaldığım zamanlar ki genelde kalamadığım için yok sayılır. Biri bakınca utanıyorum yapamıyorum. Ben ne gereksiz insanım. Mesela bugünlerde mezun oldum arkadaşlar. Üniversite hayatı Kocaelide bitti. Allah'a şükür yarabbim. Deselerdi ki b.k gibi bir üniversite hayatın olacak bir yaşayayım gene de derdim. Hala o kafadayım. Yaşamadan da öğrenirsin ama yaşarsan bizzat olayın sana hissettirdiklerini yaşarsın daha sağlam olur. Sağlam nefret ettim yani.

Ama hakketten çok kötüydü ya vallahi bak. Şimdi bakalım durum nedir? Yemin ederim bu okuldan hiç bir kârım yok. Bana kattığı hiç bir şey yok. Ne bir hoca bilir adımı. Ne de ''üniversite arkadaşlıkları çok sağlam olur bu da oradan kalma arkadaşım tanıştırayım'' dediğim diyebileceğim arkadaşım var. Ev arkadaşlarım var ama onlar da zaten benim orta okul arkadaşlarım. Üniversite arkadaşı sayılmaz yani.

Arkadaş bir insan hiç mi kök salamaz bir yere. Hiç mi bir kere olsun mükemmel zaman geçirdim şu okulda keşke bitmeseydi demez. Ben demedim. Şimdi okul bitti biraz iş konusunu düşünüyorum ama o kadar. Okulu hiç mi özlemez bir insan ben özlemeyeceğim. Hatta üniversite yıllarımı ameliyatla alınacak bir şey olsa aldırırım.

Ben öyle zaten çok aktif bir insan evladı değilim. Benim kendi içimde başkanlık sistemim var eyaletlerim var her bir yerimin ayrı yöneticisi var. Bunlar toplanıp ortak karar alabiliyor. İçimdeki sistem mükemmel yani. Kendimle konuşurum bir ton, harika karar alma mekanizmam var, adaleti sağlayacak en yüksek mahkemeler hep benim içimde. Yol su elektrik en yüksek teknolojide. Sağlık hizmetleri biraz düşüşte ama düzelecek o da. O kadar kusur kadı kızında da olur. Ama gel gör ki bunu sen göremezsin. Bunu yaşayan bilir arkadaşlar. İçe kapanık biriyim. O da ne demekse. Aslında tam olarak ben öyle demezdim de insanlar içe kapanık diyor diye dedik öyle bir şey.

İnsanlar bilemez. Ben söyleyeyim. Sessiz sakin biriyim. Bence bendeki sorun içe kapanıklık değil de el alem ne diyecek korkusu. Aslında öyle de olmadığımı düşünüyordum ama şu sıralar biraz fikrim değişti. Mesela şimdi sunum yapacağım diyelim. Ben zaten normalde film izlerken bile heyecanlanma potansiyeline sahip bir insanım. Sunum yaparken de siz düşünün. Sunuma başladıktan sonra sorun yok. Ama o başlayana kadar olan sürede aşırı heyecanlanıyorum. Bir yanlış yaparsam rezil olur muyum diye. Olayım ne olacak halbuki. Ol yani ne var. O da tuvalete gidiyor. (Klişe:1)

Ama mesela diyelim ki bir komşuyu sevmedim. Mümkün değil çok uç bir şey olmadıktan sonra bir daha hayatta sevmem hislerime aşırı güvenirim pişman da değilim belirteyim bu yaşıma kadar onlar sayesinde geldim. Bu komşu biraz ileri gitsin. Beni sömürmeye başlasın. Annem gene yüzüne söylemeyip olsun komşudur deyip arkasından ''yeter be bu ne sıkıldım valla pes öff pöff lanet olsun'' derken ben demem. Ben yüzüne yüzüne derim. Anlasın it. Böyle şey mi olur.

Yani şimdi o da el alem, onun dedikleri beni ilgilendirmiyor. Ama o gidip de başka komşuya kendi yediği haltı anlatmayıp benimkini anlatırsa el alem ne der diye düşünüyorum.

Yani işin özü şudur. Ben sessiz yer yer sakin yer yer gürültülü (daha çok kendine ama başkasına gürültülü değil) olayın her zaman bir çıkış noktasının olduğunu düşündüğüm ama pratikte çokça zorlandığım ve bu yüzden de daha çok kaçtığım, etrafındaki her şeye saygı duymaya çalışan ''zarar verme amacı güden her şeyden tiksinen'', bir ay öncesine kadar insanların gene de değerli olduğunu düşünen ama şimdi insanın çok aşağılık bir yaratık olduğunu daha çok mikrop olduğunu düşünen, yaptığım karar verdiğim her şeyin bir başka sonucu da olabilirdi nasıl yapsam diye düşünüp aklından diğer seçeneği de çıkaramayan, bu yüzden karar almakta zorlanan ama karar aldıktan sonra onunla yaşamaya çalışan, adalet kavramını aşırı sözlük anlamıyla kullanıp esnek kapı bırakmayan, kesinlikle insanlar tarafından anlaşılmadığını düşünen, her şeyi seven ama her şeyden aynı anda uzaklaşabilecek potansiyelde, bir şeye kafayı taktığı zaman başka bir şeye odaklanamayan, insanlarla iletişim kurmakta zorlanan çünkü karşısına hep insanın kötü yönünü gösteren insanların çıktığını düşünen (abartmayayım katiller felan çıkmadı karşıma ama ne bileyim beni mutsuz eden insan özelliklerini kullanan insanlar bunlar ve ben mücadele edemedim benim hatam evet benim sorunum evet ama ben olayların yanından geçip gidemiyorum işte, illa her boyutuyla düşünüyorum akışına bırakıyorum ama hep bir şey görme çabasındayım ne olduğunu eksiksiz öğrenip adaleti sağlamam lazım çünkü b.k varmış gibi) mutsuz olduğunda dünyanın öbür ucundan bunu belli eden, genelde suratsız ama güldüğü zaman tüm hücreleriyle gülebilen, ne idüğü belirsiz, aslında belki kendi de kendini bilemeyen yazacak çok şey olmasına rağmen şu an uykusu gelen saat 5:48 çünkü, gereksiz bu yaşa kadar zorla gelmiş, nasıl yaşamış diye bilim adamlarının karantinaya alıp incelemek isteyeceği, bu insan olamaz bu başka bir şey diye rapor yazacağı, helal olsun ama yürekliymiş kendine nasıl bu kadar zaman müsamaha göstermiş diyeceği insanım ben.

 Siz nasılsın inşallah. Ya da sen nasılsınız? Biraz anlatın bana da rahatlayayım. Sen nasıl mücadele ediyorsun mesela anlatsana. Ben çabuk öğrenirim valla bak. Sadece biraz rol yapabilsem ne güzel olur. Yalvarırım anlat.

21 Mayıs 2015 Perşembe

Görüp Görmemek??

Hani akmaya hazır bir gözyaşın vardır ama ne ağlayabilirsin ne de ağlama halini bitirebilirsin ya işte ben şu an o andayım. Hayatımda akacağım yönü bulamadım daha. Ne var bunda deme var işte bir şeyler.

Hayatımın ilk defa bir döneminde kendimi bir yere ait hissedemedim. Aslında ilk derken ben genelde bir yere ait hissedemiyorum. Yani hep ben değilmişim gibi. Ama bu sefer bunun en olabilir seviyesini yaşadım.

Koskoca beş seneyi bitirdim ben bu okulda. Ama bazı konularda bana kalan hiçbir şey yok. Bazı konularda anlatabileceğim hiçbir şey yok.

Benim hayatımdaki ana merkezin ben olduğumun farkındayım. Ama hayatımı sanki ben değil de başkası yaşamış gibi.

Aslında bu yazdıklarım şu anki hüznümü yansıtıyor. Yani şu anımı. Genele yansıtmıyorum. Bir şeyler için zamanın gelmediğinin farkındayım. Yani aslında sakinim. Ama panik yapmak üzereyim. Panik yapınca da ben ben olamıyorum. Paniğimin sebebi ise o zamanın hiç gelmeyecek olabilme ihtimali. Yani ya o zaman hiç gelmeyecekse? Ya ben olmak istediğim yerde olamayacaksam?

Olsun neyi bekliyorum ki aslında. Niye bekliyorum? Bin bir türlü yol var sonuçta. Biz istesek de istemesek de, acı da çeksek güle oynaya da bulsak o zamanı sonuca ulaştığımızda tatmin olamıyorsak gittiğimiz yolun ne önemi var? Tatmin olma bile bir ihtimalken. Ya da zamanını beklemenin ne önemi var. Temelinde ne yatıyor; yalnız olma korkusu mu? Kaybetme korkusu mu? Nedir yani? Bize bir yere gitme empoze edildi şimdiye kadar. EEEE? Hani nerede gittiğimiz sonuç? Toplumun büyük çoğunluğu duygusal anlamda sakatken bize öğretilen bu kırılgan yol niye artıymış gibi gösteriliyor? Yazarken ben toparladım kendimi. Akmak üzere yola çıkan gözyaşım ben yazarken geri çekildi. Yendim bir yerde. Siz de yenebilirsiniz.

Nasıl düşünmek gerek biliyor musun? Daha doğrusu neyi öğrenmek için çabalamak. Sadece panik yapmamayı öğrenmeli insan. O zaman her şeyi duru düşünebiliyorsun. Ortalama bir insan doğuyor, büyüyor, konuşmayı öğreniyor, okula gidiyor, ailesi ne yaparsa belli bir yaşa kadar o izleri taşıyor, sonra okulun derecesini arttırmaya çalışıyor ya da mesleki anlamda bir şeyler yapıyor, sonra çoğalıyor genlerini aktaracak yeni bir insan oluşuyor, izleri nesillere aktarıyor, yaşam mücadelesi veriyor, para kazanmak istiyor, kötülük yapmak istiyor, çevreyi hayvanları parçalıyor, iyilikler yapıyor.... insan virüs gibi.

Yapılanlar hep aynı iyi ya da kötü. Her şey aynı. Tarih aynı olanlar aynı. E ama her şey belliyken ben niye tatmin olamıyorum ki. Neyi yapamıyorum. Neyi göremiyorum.? Niye ayak uyduramıyorum? Bir şeyler eksik demek ki...

Eğer bana özellikle birini sevmenin nasıl bir şey olduğunu öğrenmek ister misin diye sorsalar ve bu kişi benim seçeceğim biri olsaydı birini gerçekten sevmek nasıl bir şey yaşamak isterdim. Onun beni sevip sevmediğini ve seviyorsa söylediklerinde ciddiyse bunun nasıl olduğunu görmek isterdim. Sevmeye değer veren birini sevmenin nasıl bir şey olduğunu onun bana ne hissettiğini bilmek isterdim. Sevmenin benim için anlamı çok büyük her zaman yazmama gerek yok. Sevmenin bir insanı kırılma noktasına yaklaştırdığının da farkındayım. Bu yüzden ben ne kadar dikkat edersem edeyim illa ki seven birini üzmüş olma ihtimalim var. Ve buna çok üzülüyorum. Keşke seni sevebilseydim. Keşke kalbini görebilseydim. Ve keşke ben de sevebilseydim..

 İyi geceler.

16 Nisan 2015 Perşembe

Mutlu Olan Gün

Merhaba. Saat sabahın 11'i. Bugün bir farklılık olsun dedim ve gündüz yazmaya karar verdim. Hava mükemmel güneş var ama biraz soğuk.

Bugün hayatımda bir şeylerin değişmesi umuduyla...

Sosyal medyada çok hesabım yok. Ama olanlar bile bana zarar veriyor. Sevdiğim konuştuğum arkadaşlarımın konuştuğumuzun dışında olduğunu görmek anlamak üzüntü veriyor. Zehirliyor beni. Katlanamıyorum. Bu yüzden çok az bir zaman sonra köklü değişiklikler yapacağım. Ve neredeyse sosyal medyanın sahteliği üzerine kurulan yapay dünyadan kendimi çekip kimsenin bilmediği bir dünyaya adım atacağım. Yani o sahteliği benimsemiş ve dünyayı oralar sanan insanların yapay hayatlarından zevklerinden çıkıp uzaylı gözüyle bakılan bir hayata geçeceğim. Yapabildiğim oranda.

Ne çalışmak istiyorum ne de bir yere sabitlenmek. Ama yapmak istediklerimi yapmam için önce bir şeyler yapmam lazım. Sonrası Allah kerim.
Hayatımda hiç çok arkadaşım olsun istemedim. Çok insan tanımak isterim ama dostum iki üç tane olsun yeter dedim. Ve her insanın sevdiği, sizin aşk dediğiniz, tek bir kişi olsun dedim. Her konuda olmasa da bir iki önemli konuda aynı olduğunuz kişi. Farklılık bazen iyidir çünkü. Kendini bunlara sahip hisseden insanlara selam olsun. Yaşayan en şanslı insanlar olduğunuzu düşünüyorum. Siz sevginizi herkese yayabilirsiniz. Herkesin hayatına ulaşabilirsiniz. Ve hayatınızın sonuna kadar da mutlu olabilirsiniz.

Bugün hayatımda bir şeylerin değişmesi umuduyla musmutlu günler...😊